Karadenizolay
Ana sayfa Galeri Fotoslayt Videolar Bölge E-bilet Medya Anketler Sitene ekle Haber ara Rss
English Deutsch arabic russian azerbaijani spanish chinese français japanese Georgian persian

Translater

Translate for your language

Gazeteleri okuyabilirsiniz

Babamın rafı

M.Kemal AYÇİÇEK

21.Mayıs.2010, 11:48

M.Kemal AYÇİÇEK

M.Kemal AYÇİÇEK -11 Aralık 2006 Pazartesi 

Biliyorum, şimdi o kendini olduğu sandığını sananlar gerçekte kızıyorlardır ama  buna gerek var  ki? Neden pay almasınlar Orhan Pamuk’un Nobel Ödülü alıyor olmasına, gerçekten kızılabilir mi? İstesek de istemesek de, sevsek de sevmesek de Orhan Pamuk, Tüm Dünya’da “Türklerin yazdıkları sadece kendileri için değildir?” demiyor mu? Bu da bize birer Türk vatandaşı olarak gurur veremez mi?


Orhan Pamuk’un törendeki  “babamın bavulu” konuşması, bana babamın rafı’nı hatırlattı. Şimdiki gibi değildi, kitaplar ahşap evlerde raflara konur, raflar birer kütüphane gibi kullanılırdı. Dolaplar yoktu, o raflardı kitapların yeri..Bende okuma yazmaya başladığımdan itibaren başkalarının okuduğu, okumadığı, bulduğum ne varsa ondan  yararlanma, bir fikir alma amacıyla karıştırırdım sağı solu. Öyle bir günlerimdeydim yine sanırım ve babamın rafının önündeydim. Eski ama deri kaplı değerli olduğuna inandıklarımın arasında gezinirken birini elime aldım. Karıştırırken kitap arasında solmuş sararmış bir kağıt buldum, saman kağıdı gibi bir şeydi. Onda dedemin el yazısıyla notları gördüm, baktım baktım ama nafile anlayamadım.
Neden anlayamadığımı kendime sordum, sonra herhalde henüz daha öğrenemediklerim var dedim kendime, ikna ettim kendimi sonra öğrendiğimde bakarım dedim. Sonra sonra ama her rafın başına gidişimde hep o notu düşündüm ama bir türlü ne olduğunu anlayamadım. Kitaptan etkilenmişlik mi, yoksa önemli bir anı mı neydi hala bilmiyorum. Sonra o raftaki kitapları benim anlayamayacağıma kanaat getirdim. Çünkü onlar hep eski Türkçeydi. Yazım dili farklıydı. Madem  harf inkılabı yapılmıştı o zaman acaba tüm eserler, aynı anda Latince harfler kullanılarak basılamaz mıydı diye düşündüm. Devlet, yok edici mi olmalıdır. Nesiller arasındaki bağı koparırken çok mu gaddar olunmalıdır, öyle mi olmalıydı? Onca eski eserin şuan kaçı günümüz alfabesine uygun olarak basılmıştır, sansürlenmeden basılabilmiş midir? Sanmıyorum, sanamıyorum.

Adam Rusya’nın Abhazya’sın dan Türkiye’ye okumaya geliyor ve dört yabancı dil biliyor, “beşinciyi de öğreneceğim” diyor, daha 21 yaşındayken ama biz bir dili, kendi dilimizi dahi henüz tam olarak bilemiyoruz? Bu nasıl bir kültür anlayışıdır böyle, bu nasıl bir eğitim sistemidir? Böyle nesil mi yetiştirilir? Ama işte bu sistemde bir Orhan Pamuk çıkıp, babasının bavulu’ndan aldığı ilhamla Nobel Edebiyat ödülü alabiliyor ve biz buna sevinemiyoruz. Gerekçemiz, Orhan Pamuk’un Ermenilerle ilgili bir söylemi. Saçma değil mi bu gerekçemiz? Hep aynı bakış açısıyla mı bakacağız  bayrağımıza, tek bir gözle bakılan bayrak nasıl bayraklaşabilir? Biz farklılıkları ne zaman kabul edip, yadsımadan, hoşgörüyle farklı fikirlere saygı duyacağız? Duymamalı mıyız?

Böyle bir ülkede dayatılanları okuyarak , dayatılanları fikir diye dillendirerek  güya adam olmaya çalışıyoruz sonrada Cumhurbaşkanımız sayın Necdet Sezer, “laiklik adam olmaktır” diye adamlığımızı bile bize bir dayatma üzerinden öğretme çabasına giriyor. Yok böyle bir eğitim, yok böyle bir kültür anlayışı, kabullenemiyorum. Dayatılan kültürden nefret ediyorum. Oysa insan da tıpkı arı gibidir ve tüm dünyadaki insanlar da birer çiçek gibidir, Tüm insanlar, her bir başka insandan bir şeyler öğrenir ve de gelişiminde bir yeri vardır, olmalıdır. Dünya, globalleşiyorken, alt yapılarını, insanlarını Dünya insanı gibi yetiştirirken, Biz Türkiye’de maalesef sadece ve sadece Türkiye insanı, yani ülke insanı yetiştirmekle uğraştık Aslında Dünya, Türkiye değilken bize Dünya Türkiye gibi gösterilerek, sınırlı sorumlu kamyoncular kooperatifi mantığı ile sadece “yurdum insanı” edilmeye çalışıldık. Yazık, gerçekten çok yazık. İşte bu minvalden yola çıkarak Orhan Pamuk’un aldığı Edebiyat ödülünü çok çok önemsiyor ve  bu yazarımızı canı gönülden kutluyorum. Umarım bu ödül, ülkemizin  eğitim ve kültür alanında Dünya insanlığına katkı sağlar düzeye erişmesine vesile olur. Kalın sağlıcakla.

Bu haber 525 defa okunmustur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Karadeniz nasıl yeşil kalıyor sanıyorsunuz?21.Mayıs.2012

GALERİ

Yorumsuz

Yorumsuz!

ANKET

Demiryolu, Trabzon'a hangi güzergahtan gitmeli?





Tüm Anketler

önerilen linkler

yöresel

Alexa Certified Traffic Ranking for www.karadenizolay.com

memleket gazeteni oku

Subscribe in a reader

Copyright©Tüm hakları saklıdır.Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.karadenizolay.com Sadece İnternet Üzerinden Yayın yapmaktadır. 2003- 2012 Haber Merkezi iletişim e-mail: info@karadenizolay.com
RSS Kaynağı | iletişim | künye | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi