Karadenizolay
Ana sayfa Galeri Fotoslayt Videolar Bölge E-bilet Medya Anketler Sitene ekle Haber ara Rss
English Deutsch arabic russian azerbaijani spanish chinese français japanese Georgian persian

Translater

Translate for your language

Gazeteleri okuyabilirsiniz

Çocukların harçlık hesabı

M.Kemal AYÇİÇEK

22.Mayıs.2010, 16:25

M.Kemal AYÇİÇEK

Yabancı bir bayan tam da iftar saatinde çevredeki sessizliğin farkında ve sigarasını içerken, aniden iftar topu atılınca irkildi. Sonra refleks gereği “bomba” diyebildi. Güldüm, yarı yamalak Türkçe den anladığı için ona “iftar topu” dedim. Ama o “bomba”da ısrarlı. Sonra ağzımı, fermuar açar gibi yaptım ve bizdeki oruç olayını anlatmaya çalıştım. o hala “bomba” diyordu ama arkası gelmeyince kabulleniyor bomba değil de iftar topu olduğunu.

 

Türkiye’de orucun varlığından haberdar olduğu belli, çünkü sonra başlıyor “sizin dinde bu zor bir görev” diyor, oruc için. Onun mantığına göre kendisine bu oruç işi pek akıl kari gelmiyor ve insana işkence olarak görüyor. Dedim ya çat-pat Türkçesinden ve benimde bazı kelimelerinden de olsa Rusça’dan anlayabildiğim kadarıyla anlatmak istedikleri öyleydi. Dünyanın bir çok yerindeki şiddet, belliki kafasında bir yaşam kaygısı oluşturmuş ve o irkilmesi, o düşüncenin yoğunluğunu taşıdığını gösteriyordu. “bomba” diye tutturmasının arkasında bir “kötü” imajının Türkiye’deki terör olaylarından kaynaklandığı belli ama o bomba deyişinin arkasında, Rusya’daki terör olaylarının da kalın izlerinin gizli anlatımı vardı aslında.

 

O Rus bayanı alsaydım, orucun ardından yaşadığımız bayrama götürseydim, mezarlıklardaki şekerleri gösterseydim, ardından bayramın ilk günü kalabalık cemaatle toprağa verilen kişinin cenazesine gitseydik, sonra çocukların yaptığı bayram harçlıkları sohbetini, onlara çaktırmadan dinleyip bir bayram gününü birlikte yaşasaydık, düşünceleri neler olurdu kim bilir? Ha hemen ekleyeyim, bir bayanlayız diye hemen aklınıza işin olumsuz yani gelmesin. O bir insan. Kadın olmasıyla işim yok. Onun diniyle de, dünyaya bakışıyla da alakası yok. Dinler, insanların “insan” olmalarının farkındalığıyla alakalıdır. Önemli olan hangi dinde oluş değil, inanış şekli ya da bağıda değil, önemli olan “insan” olmanın, iletişimin, kaynaşmanın, dinler, diller, renkler, tenler ayrıda olsa onların tüm varlıklarına saygıyla bu dünyayı elele, gönül günüle birlikte hakkanıyetle yaşanabilir halde tutup, hayatı tüm insanlığın birbirine zehir etmeden paylaşımıdır.

 

 Bayramların en fazla sevenleri çocuklardır şüphesiz ve onlarla bayramı yaşamak güzeldir. Çocukların kapı kapı dolaşıp, bayramlaşma isteği bayramın güzelliğinin tüm kapılara yansımasıdır da. Ama bir cenazede, ama bir yemekte ama bir çay sohbetindeki duygu paylaşımlarının, gözükmeyen o elektromanyetik duygu köprülerinin yaygınlaşmasıdır. Gönüllerdeki pasın, yeni baştan silinmesi, gönül kırgınlıklarının hapsolduğu kalp hard disklerinin temizlenmesidir. Hangi dinde olursa olsun, çocuklar hep aynı duyguları taşır, hep saf, arınık ve de tertemiz bakışlarla büyükleriyle kaynaşırken, kutsal günlerin en ince ayrıntılarını aslında onlar örer. Çocukluktaki bayramlar, taşınır nesilden nesile. Bayramın ilk günü gittiğimiz cenazede mezarlık taşlarının üzerlerine konmuş şekerlerin, yağmur altında o mezarları gezecek başkalarınca alınıp, yenecekleri ve ağızlarını tadlandıracakları, o tad sayesinde belki bir dua ile hiç tanımadığı insanlarla da bağ kurabileceği bir özel gün bizim bayramlarımız.

 

Şimdinin çocukları olarak bayram yaşamak, belki kırsalda daha çok anlamlı oluyor şehir çocuklarından , belki biz öyle anlıyoruz. Beton yığını binalar içinde sıkışmış ruhların, belki havadar ve doğa ile baş başa kalınan köylerdeki bayram geleneklerini özleyişi ve sevmesi bundandır. Mezarlıklardaki kabirlerin bir “ben”likten uzak, “bizim” oluşunun yaşanması, çocuklarda ayrı bir açılımın gelişimidir beyinlerde, okunan dualardaki kavrayıcılık, onlarda bir toplum bilincine gidişin ilk kıvılcımlarıdır. Ayvadere kabristanlığındaki  Mezar taşlarına konmuş şekerler, çikolatalar da tanınmayan, başkalarıyla paylaşımın sessiz duraklarıdır belki. Şehirlerde 3-5 kişilik cemaatlerle kaldırılan cenazelerle, o köylerdeki kalabalık cenaze namazlarının kılınması arasındaki fark bile bayramların yaşanmasındaki güzelliğin yansıması oluyor. Çocukların bayramlaştığı kişi sayısında yarıştığı, belki farklı bir köşede çocukların bayram harçlığını sayarken ki o heyecanlarının hiç bitmemesini düşünmek bile güzel bence.

 

Bir camide vaaz veren hocaların sadece inanan insanlara değil kendi dininden olmayan insanlarında selameti için hayır dualarda ve niyazda bulunması ne büyük bir dinin mensubiyetliğidir. Evet, camide vaaz veren Hoca İsmail efendi, sadece kendi inancını taşıyan insanları değil tüm dünya insanlığını kavrayan hayır dualarda bulunması, İslam dininin güzelliğinin bayrama bir başka yansımasıydı. Kalın sağlıcakla.

 

Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com, www.24haber.net ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır. 27 eylül 2009

Bu haber 526 defa okunmustur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Karadeniz nasıl yeşil kalıyor sanıyorsunuz?21.Mayıs.2012

GALERİ

Yorumsuz

Yorumsuz!

ANKET

Demiryolu, Trabzon'a hangi güzergahtan gitmeli?





Tüm Anketler

önerilen linkler

yöresel

Alexa Certified Traffic Ranking for www.karadenizolay.com

memleket gazeteni oku

Subscribe in a reader

Copyright©Tüm hakları saklıdır.Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.karadenizolay.com Sadece İnternet Üzerinden Yayın yapmaktadır. 2003- 2012 Haber Merkezi iletişim e-mail: info@karadenizolay.com
RSS Kaynağı | iletişim | künye | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi