Devlet, duygusal olamaz
M. Kemal AYÇİÇEK – 23 Kasım 2009
Hani CHP’li Onur Öymen, TBMM’de “Demokratik açılım”la ilgili genel görüşmeler sırasında Dersim’le ilgili söylediklerinden sonra tabi kimi çevrelerde hedef tahtasına kondu. Aslında niyetinin bugün tartışıldığı şekliyle ilgisi yoktu ama işte oldu bir kere. Habertürk’ten Yavuz Semerci’de tuttu bir yazı yazdı o olay üzerine, sonra o yazdığı yazıdan ötürü ailesinden de ona “neden yazdın” gibi eleştiriler yapılmış. Bu ülkede herkesin bir hikayesi vardır, iyi olanlar paylaşılır da kötü hikayeler pek gündeme getirilmezdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen, 10 Kasım'da Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada şunları söylemişti:
"Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı'nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp 'bu savaşı bitirelim' demedi. Kurtuluş Savaşı'nda, Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs'ta analar ağlamadı mı? Kimse 'analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım' dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok."
Ardından tepkiler ardı ardına geldi. Kimi haklı kimi haksız ifadelerle Öymen’i hatta CHP’yi hedef aldı. Oysa bir de madalyanın öbür yüzü var. Yani o “kem” sözlerden sonra, hasıraltı edilmiş bir konu tüm çıplaklığı ile ortaya çıktı. “Dersim’de ne olmuştu?” sorusunun cevabını bilmeyenler, bunu öğrenme fırsatı buldu. Sadece Gazeteci yazar Yavuz Semerci değil, bu tür hikayesi olanların da yığınla yazıları vardı. O yazılarda bir tema benimde dikkatimi çekti. Mesela, Semerci’nin babasının, “dağda ağlama sesi duyulmasın diye kardeşinin ağzını kapatması ve bu sırada neredeyse ölümden dönmüş olması” olayı, bir başka yazıda “bir annenin vurulmuş oğlunu, kundaktaki bebeği ile dağda ararken bebeğinin ağlaması üzerine yine askerler duymasın diye ağzını eliyle kapadığı sırada ölüyor olması” elbette acıklı olaylar. İnsanı olumsuz bir şekilde etkileyen olaylar. Kim bilir aynı hikaye, kaç kişi tarafından yaşanılmış ve bu şekilde paylaşılmıştır.
Tamam dramlar var, acıklı hikayeler var hepsine tamam ama ya bu olayların sırf insanları belli bir yöne doğru ajite etmek amacıyla da kullanılabilir olması mümkün değil midir? Ona dikkat etmek lazım. Elbette, insanlarda duygu vardır, tabi vicdan sahibi insanlardadır bu ama aynı şeyi Devlet’ten beklemek, yani Devlet’ten de tıpkı insanlardaki gibi duygusallık beklemek ve bunu görmek mümkün olmayabilir. Çünkü, Devlet’in duygusu olmaz. Olursa o Devlet olmaz! Evet, bizim beklentimiz “Duygusal bir Devlet” ama bu mümkün değil ki? Duygu, Şefkat, acıma bunlar insani özellikler, Devlet’in böyle olmasını beklemek de safdillik olur. Ama, Devlet’in duygusu olmaz derken elbette “Ceberut bir Devlet” olur da demek istemiyorum.
Devlet’in var olması kendi insanına karşı değil diğer emsallerine karşı duruşu ile alakalıdır. Devlet, kendini Dünya’daki diğer ülkelerle kıyaslar, onlarla boy ölçüşür, onlara göre konumlanır ve kendini geliştirir. Yoksa kendi insanları üzerinden “Devlet”liğinin varlığına sebep aramaz! Aramamalıdır da. “Hata” yapılır, bunlar “ kabul” da edilebilir ama bunların telafisinden devlet kaçmaz bence. Tabi bunlar, olağanüstü hallerde olabilecek şeylerdir, yoksa normal dönemlerde Devlet’in hata yapmasını, o ülkenin vatandaşları elbette kabul etmez, gerekçesi ne olursa olsun. Şimdi Devletimiz, geçmişte yapılan hatalardan döner ve tekrarlamazsa o ülkenin insanları da “iyi bir devletimiz var” inancını taşır, yok aksi olursa da “bizim iyi bir devletimiz yok” inancı hakim olur. Bu da Tüm dünya’da kendi ülkemizin itibarı, onuru, gururu olayıdır. Onu da “Devletimiz” düşünmelidir.
CHP’li Onur Öymen’e kızanlar gibi ben kızmıyorum aksine bu tür olayların gün yüzüne çıkarılıp tartışılmasına sebep olduğu için medeni cesaretini tebrik etmek lazım! Ha bir de Trabzonlu olduğunu unutmamak gerekir, Trabzonlu olmak demek, aynı zamanda bildiği doğruyu babasının aleyhine de olsa söylemek demektir. Mertçe konuşmak, açık sözlü olmak, dürüst olmak demektir. Dalkavukluk, yağcılık, yaranmak, işin kolayına kaçmak hiç değildir. Dost, acı söyleyendir. Onur Öymen’de belki bu “Dost acı söyler”i dile getirmiştir. Olayı tek taraflı yorumlamak, işin kolaycılığıdır. Hele, söyleneni de tek taraflı algılayıp, onu büyütmek ve ondan da “siyasi rant” ummaksa iyi bir ahmaklıktır. Aynı ülkenin insanlarıyız ama ateşe benzinle koşmanın da alemi yok. Hele böylesi “Demokratik açılım” sürecinde.. kalın sağlıcakla.
Not: Bu yazım aynı zamanda www.karadenizolay.com , www.karadenizolay.net , www.kuzeyhaber.com , www.24haber.net ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka)
Bu haber 506 defa okunmustur.