Karadenizolay
Ana sayfa Galeri Fotoslayt Videolar Bölge E-bilet Medya Anketler Sitene ekle Haber ara Rss
English Deutsch arabic russian azerbaijani spanish chinese français japanese Georgian persian

Translater

Translate for your language

Gazeteleri okuyabilirsiniz

Demokratik açılım, Empati yapmaktır

M.Kemal AYÇİÇEK

23.Mayıs.2010, 22:42

M.Kemal AYÇİÇEK

Demokratik açılım, Empati yapmaktır

 

M. Kemal AYÇİÇEK – 11 Ocak 2009

 

Türkiye, tarihi süreçten geçiyor. Daha önceleri olmadığı kadar çok sesli bir medya, iletişim çağını başlatan internet, cep telefonlarıyla canlı yayınlar devri, her şey ama her şey olanca hızıyla yarış halinde. Bu yarış, şüphesiz tüm insanlık için. Kimileri bunu bir nimet sayarken, kimileri de bu çok sesliliğin etkisinde kalmamak için adeta bir direnç içinde ve eski alışkanlıklarını sürdürme gayretinde. Şehirler değişiyor, sokaklar, caddeler, insanlar ve alışkanlıkları değişiyor. Bu bir değişim süreci ve bu sürece ayak uydurabilenler gününü gün ediyor.

 

Türkiye, 70 milyonu aşkın insanıyla yoluna devam ediyor. Tıpkı insanların olduğu gibi ülkelerinde kendi aralarında bu yeni sürece ayak uydurma çabaları var. Yani ülkelerde de değişimler yaşanıyor. Türkiye’de sayıları 11 bini aşkın Tekel işçileri, kazanılmış “hak”larıyla “iş ve maaş garantisi” için eylem yaparken, bazı illerde sözde “demokratik hak” arayışı adı altında sokak gösterileri yapılıyor. Bir yandan Türkiye, kış mevsiminin ortasında yazdan kalma günler yaşarken, Dünya’nın bir çok yerinde sel felaketleri veya kara kış mesela Avrupa’yı ve ABD’yi donduruyor.

 

Bir yandan Filistin ambargosunu delmeye çalışanların bir mücadelesi, öbür yandan İran’da muhaliflerin “seçimlerde hile yapıldığı” gerekçesi ile yapılan eylemler var. Kısaca haber bültenlerini izleyenler, sadece Türkiye’de değil tüm Dünya’da sıkıntısı olmayan  ve huzur ve güven içinde olan bir ülke olmadığına tanıklık ediyor. Türkiye, belki kendi genç ve dinamik nüfusunun huzur ve refahı için bir takım yeni adımlar atılması gerektiğini, belki bu adımlarda geç kalındığını ve bunun için de bu değişim sürecini, şimdiye dek görmediğimiz bir hızla gerçekleştirmek istiyor.

 

Açılımlar, açılımlar üzerine geldi, geliyor. Bu açılımları isimlendirmek çok da önemli değil ama sürecin belki kavranması açısından yararlı olur diye başlangıçta “Kürt açılımı” dendi, ardından “milli birlik projesi” ardından da “Demokratik açılım süreci”. Bu süreçte “Alevi açılımı”, “Romen” açılımı gibi belki şimdiye dek el atılmamış ve konulara birer birer sıraya girecek ve bu ülkede sorunu olan herkesimde bu açılımlar sürecek. Sürmelidir de.

 

Samimi arkadaşlarım arasında zaman zaman bana “iyi ama ben aleviyim” diyenler olmuştur, tepkimi ölçmek belki, aynı samimiyetin devam edip etmeyeceğini test etmek için, belki bana “ama ben maliki mezhebindenim” diyenler de, sanki onunla arkadaşlığıma “taş” koyar kaygılarıyla söylenen sözlerdi. Sonradan uzun uzun bu arkadaşları düşündüm. Hani bir ara dendi ya, “mahalle baskısı” diye. Sanki öyle bir durumdu aslında. Güya kendilerini farklı gördüğümüzü sanıp, gerçek kimliklerinin ortaya çıkmasıyla, onlarla aramıza mesafe koyacağımız ön yargısın dalardı.

 

Ne kadar dar açılarla bakıyorlar dünyaya diye kendi kendime gülerdim bu hallerine ama buna ben gülerdim, düşünsenize demek ki daha önce tanıştıkları insanlardan böylesine bir “itici” muamele görmüşlerdi ki, bu onlarda bir “sorun” haline gelmişti. Oysa, onların bu bakışını ben bin sene düşünsem belki aklımın ucundan bile geçirmezdim ama onlarda böyle bir kaygı vardı. Bu toplumda tabiî ki de o arkadaşlarıma o kaygıları yaşatan bakışlar, söylemler vardır, olmuştur, olabilir ama bunun bir insan yaşamında sürekli olacak hissini onlara yaşatmak, insanlığın hangi basamağı ile izah edilebilir?

 

Demokratik açılım, Empati yapmaktır.

 

İnsanlar hasbelkader bir yerlerde doğmuşlar, annelerini veya babalarını seçme hakları yoktur, doğdukları ülkeleri seçme hakları yoktur, yaşam dillerini belirleme hakları yoktur, kardeş sayılarına müdahale durumları yoktur, dayı, hala,teyze, dede, nine, amca veya doğdukları ili veya çevreyi belirleme hakları da yoktur. Öyleyken, kimin kürt, kimin Romen, kimin Alevi, kimin suni, kimin şafi, kimin Hanbeli, kimin maliki,  kimin sarı, kimin siyah, kimin beyaz olmasıyla ilgili bir bireyin, bir insanın “hayır, tüm bu söylediklerin yalan, ben ırkımı kendim seçtim” diyebilir mi? Tüm bu saydıklarımı bir düşünün, kimin umurundadır tüm bunlar? Hangi insan, bir başkasına yukarda saydıklarım yüzünden yan gözle bakma hakkına sahiptir ki?

 

Kendimizden farklı gördüklerimiz karşısında, o karşıdaki “ben” olmazsak, karşımızdaki insanın dilini, dinini, rengini, suratının şeklini, giydiği elbiseyi,saçını sakalını birebir almak değil ama anlamak adına o anlık “o” olsak, ne kaybederiz? Biz bunu yapmadığımız zaman birileri, güya bizim adımıza “ben bilirim onları, onlar şöyledir, böyledir, sen beni dinle ve ben onlara nasıl bakıyorsam sende öyle bakacaksın” dayatmasını yapmıyor mu? Neden biz, kendimiz empati ile karşı tarafı anlayamıyor da araya “birileri” her devirde ve her zaman giriyor? Bu araya giren “birileri” senin benim adıma güya ülkeyi “onlardan” korumak nutukları atmıyor mu? Kim, kimin adına, bir çıkarı olmaksızın bir tüyünü kıpırdatıyor bu alemde?

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hükümet politikası olarak değil bir devlet politikası olarak “Demokratik açılım süreci”ni işletiyor. Bu Devlet, “birileri” değil, bizim devletimiz. Bunu yukarda sözünü ettiğim “birileri” ile karıştırmayın sakın. Devlet, vatandaşı olduğumuz bu ülke topraklarında yaşayan yediden yetmişe, dili, dini, rengi, ırkı ne olursa olsun, bunlara bakmaksızın bize, tüm bireylerine eşit bir şekilde bu Dünya’da Hür ve özgür, müreffeh bir yaşamı sağlamakla yükümlüdür. Ona bu yükümlülüğünde bizim de destek olmamız, tüm dünya insanlarından biri, ülkemiz vatandaşlarından biri olarak bizim biz insanlık görevimizdir. İnsanlar duygusaldır ama Devletlerde bu duyuya yer olmaz. Devlette olmadığı gibi devleti yöneten insanlarda da bu duyu olmamalıdır. Devlette görev alan insanlarda tıpkı Devlet gibi, duygudan arınmış, bu devlete layık sorumlulukla hareket etmek zorundadırlar. Onun için bize düşen Empati yaparak, bize ters diye algıladığımız durumlarda, o durumu yaşayanlardan biri gibi “o “olmaktır. Aslında bu “Demokratik açılım” onun için “Empatidir” dedim. Kalın sağlıcakla.

 

Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com , www.karadenizolay.net , www.kuzeyhaber.com , www.24haber.net ve hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka)

Bu haber 626 defa okunmustur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Karadeniz nasıl yeşil kalıyor sanıyorsunuz?21.Mayıs.2012

GALERİ

Yorumsuz

Yorumsuz!

ANKET

Demiryolu, Trabzon'a hangi güzergahtan gitmeli?





Tüm Anketler

önerilen linkler

yöresel

Alexa Certified Traffic Ranking for www.karadenizolay.com

memleket gazeteni oku

Subscribe in a reader

Copyright©Tüm hakları saklıdır.Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.karadenizolay.com Sadece İnternet Üzerinden Yayın yapmaktadır. 2003- 2012 Haber Merkezi iletişim e-mail: info@karadenizolay.com
RSS Kaynağı | iletişim | künye | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi