Karadenizolay
Ana sayfa Galeri Fotoslayt Videolar Bölge E-bilet Medya Anketler Sitene ekle Haber ara Rss
English Deutsch arabic russian azerbaijani spanish chinese français japanese Georgian persian

Translater

Translate for your language

Gazeteleri okuyabilirsiniz

Hukuk Herkese lazım öylemi?

M.Kemal AYÇİÇEK

18.Ekim.2010, 11:36

M.Kemal AYÇİÇEK

Hukuk Herkese lazım öylemi?

 

M. Kemal AYÇİÇEK- 18 Ekim 2010-10-17

 

Kim diyorsa ki, “hukuk herkese lazım” o söyleyene dikkat edin, mutlaka bir şeyler peşindedir. Tamam ben hukukçu değilim, anlamam mahkemelerdeki işleyişlerden, şu Hakimler ve Savcılar Yüksel Kurulu için yapılan değişiklikleri yakından bilmem ama bu ülkede Hukuk alanında çok net düzgün gitmeyen işlerin olduğunu bilirim. Bir insanın Türkiye’de Hukuk üstünlüğüne inanabilmesi için illa mahkeme kapılarına gidip gelmesi gerekmez . her ne kadar anlamasak da gittiğimiz mahkeme kapılarında da yargısız infazlardan nasiplenmişizdir. Ama  bizim çok bilmişlere sorsak, “karışma” der geçerler!

 

Elbette bu ülkede tanımlanırken Türkiye için  “Demokratik, laik ve Sosyal bir Hukuk Devleti” dir diyeceksin, ama sadece bu söylemlerde ve duvarlarda kalacak ve siz halk olarak bunun zerresini göremeyeceksiniz. Siz bu ülkenin tanımıyla çelişen bir ülkede işlerin doğru, düzgün gittiğine kendi halkınızı inandıramazken yabancıları nasıl inandıracaksınız. Bu ülkede Hukuk olmadığı için çeteler oluşmadı mı? Hukuk, asli görevlerini layıkıyla yapsa, yapabilse, kararlara cüzdan-vicdan etkisi gölge düşürmese, hak hukukla elde edilebilse çete mi olur bu ülkede? 27 yıldır bu ülkede gazetecilik yapıyorum, sıradan vatandaş olarak yapmaya çalıştım mesleğimi ama başıma gelenleri bir Allah bir de ben bilirim. Hukuk mu vardı bu ülke de? Ne hukuk’u? Hangi hukuk? Kimlerin Hukuku? Ne hukuku?

 

Hukuk, Adalet demekti ama nerde. Mahkeme kararlarının okunmadan onanmasından tutun da dosyaların arasına sıkıştırılan özel notlardan çıkın, mahkeme salonlarındaki ayak oyunlarının Kemal Sunal filmlerine konu olması öyle boşuna değildi yani. Bir kaza yaptım, arabam pert (hurda) oldu. Sigorta arabayı aldı, parasını ödedi. Ardından o araç, yeniden yapılmış ve piyasaya çıkmış. Bir gün bir telefon aldım, “senin şu arabanı biz aldıydık, noterden bir vekalet versen de vs…” tamam gittim noterden verdik vekaleti.. aradan bir süre geçti. Yine telefon geldi.. “abi, şu plakalı arabanın sahibi senmişsin, bana bir vekalet …vs” gittim notere verdim yine bir devir.. ben bunları yaparken notere ayrıca para da veriyorum tabi. Hani insanlık yapıyorum ama bir değil iki değil…

 

Derdimi anlattım işten anlayanlara, “tamam, sen Trafik şubeden filanca baş komseri göreceksin, o senin işini çözer” dediler. Bulduk Baş komiseri,  anlattık derdimizi. “tamam”dedi. “bir dilekçe yaz  Cumhuriyet savcılığına ver, arabam çalındı diye, o zaman gereken yapılır”.. verdim Cumhuriyet savcılığına bir dilekçe, savcı sordu, “gerçekten bu araba çalındı mı?”  hayır dedim, anlattım hikayeyi. Kaza yapmıştım, arabam pert oldu, Ankara’dan sigortam aldı, ardından da araba satılmış başkalarına.. şimdi bu arabada Allah göstermesin bir kaçakçılık yapılır, başım sıkıntıya girer. İki yıl önce yapmışım kazayı ama habire beni arayıp vekalet alıyorlar..tabi savcı bey haklı, dedi ki;

 

“sen şimdi arabam çalındı diyorsun, senin için böyle bir durum olsa ne yaparsın?”  tabi afedersiniz dedim, dilekçeyi geri almak zorunda kaldım. Ama çare bulamıyorum, uyku uyuyamıyorum. Ne yapmam gerekirdi, bunu hala tam anlamıyordum. Aradan 3 ay daha geçti, yeniden akıl aldık bu sefer başka bilenlerden, “valiye git, durumu anlat, vali Konya valisini arasın, arabayı bağlatsın, sende git al”.. ben arabayı pert oldu diye sigortaya vermişim ama meğer hala arabanın ruhsatı benim üzerimde..ben notere gidiyorum ama noter de güya tanıdık,  ben devir için notere gittiğimi sanıyorum ama noter bana hep vekalet  verdiriyor. Ben ne anlarım. Herkes işini yapıyor. Güveniyoruz ya..bir Vali yardımcısına durumu aktardım, bana ilk uyguladığım yöntemi önerdi. Başka çarem kalmamıştı. Yeniden savcıya bir dilekçe verdim ama bu kez çok kararlıyım artık, “kesinlikle arabam çalındı” diye kendi kendime tekrarladım, su koy vermemek için. Dilekçe ile yeniden savcıbeyin kapısına dayandım. Verdim dilekçeyi.. baktı baktı dilekçeye, ardından da bana baktı. Yüzünde bir tebessüm gibi bir ifade ve bana dedi ki, “3 ay önce yine sen bu dilekçeyi vermemiş miydin? Hala kurtulamadın mı?” dedi. O kendi kendine tekrar yapan ben, yine doğruyu söylemek zorunda kaldım ve savcı beye, “başka yolu yokmuş bu durumun” diye de ekledim. Ama olmadı ve o arabadan kurtulana kadar neler çektim.

 

Şimdi bu ülke kaza yaptığında bile aracın elinden gitmiş olsa da  o araç yüzünden kaç kez hak arayışına girişiyorsun. Sonra ne oldu. Bir telefon daha geldi. Bu kez akıllanmışım artık, karşı tarafa sert çıktım. Araba yine el değiştiriyormuş ve aynı taktiği uyguluyor. Arayan bu kez Konyalı biri.. “Gel Trabzon’a” dedim. Adam gönderdi. O gelen adama, bakayım şu ruhsata, nedir ne değildir dedim. Aldım ruhsatı ki, benim ruhsat. Koydum cebime.. şimdi dedim seni gönderen adamı ara, de ona ki aracın sahibi ruhsata el koydu. Git maliyeye, arabanın ne var ne yok borcunu öğren, öde ardından da gel birlikte notere gidelim. Önce Trabzon’daki bir banka müdürünü devreye soktular, müdüre beni arattılar. Taviz vermedim. Yaptı dediklerimi, gittik yine o tanıdık notere.. dedim ki araba için bana kaç kez vekalet muamelesi yaptıydın, bu arac benden çıkalı 3 sene olmuş, bu adamlar almış aracı ona göre bir evrak lutfen.. “hımmm” dedi noter, “o zaman sana biz satış yapacağız” ve satışı yaptıkta kurtulduk o arabadan..

 

Düşünün sadece bir kaza yapan araç için yaşanıyor tüm bunlar bu ülke de, bir de ölümlü kaza olsaydı Allah göstermesin. Ne olurdu halimiz. Yani demem o ki, bu HSYK’nın yeni seçiminin ardından belki o kokuşmuş Hukuk sistemimiz, mevcudun vehminden kurtulmamız için gerçekten Hukuk Devleti olmamız adına bir yeni fırsat olur Türkiye için. Cüzdan-vicdan zımbırtıları aşılır ve Türkiye’de çetelere yer bırakmayacak bir  Hak-Hukuk sistemi tesis edilir ve bu ülkenin sessiz mağdurları ve insanları rahat bir nefes alır. Yoksa bu ülkenin bir “Demokratik, Laik ve Sosyal Bir Hukuk Devleti” olduğu salt süslü cümlelerden öteye gitmedi. Ben kendimi hiçbir zaman böyle bir ülke vatandaşı olarak göremedim maalesef. Belki görenler vardır onu bilemem ama ben görmedim. Ha şimdi yeni HSYK oluşuyor, bunlar bu ülke için hiç değilse yeni bir umut olabilir diye seviniyor insan.

 

Türkiye’de Hukuk doğru-düzgün idiyse o zaman neden hep Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde mahkum edilen bir ülke ünvanını alıyor Türkiye? Bu AİHM kararlarını veren Hakimler mi hakim değil yoksa bizdeki hakimlerde mi bir sorun vardı? Diye sormamız gerekir, öyle değil mi? AİHM’de Türkiye’nin her mahkumiyeti hukukçu olmadığım halde bana çok ağır geliyor, o haberi verenlere bile kızıyorum ve hicap duyuyorum, her seferinde hem de. Ya bizdeki Hukuk insanları ne yapıyordur, nasıl algılıyorlardır bu kararları bunu merak da ediyorum ayrıca tabi. Ya Avrupalılar bu Hukuk’tan anlamıyor, ya da bizdekiler öyle değil mi? Yani var bir terslik, umarım bu yeni HSYK tarafından tüm bunlar giderilmiş olurda bende gururla kendi ülkemin hukuk insanlarını alkışlarım, kim bilir.neyse aslında derin mevzulara da girerdim ama şimdilik  “karışma bende”  kalsın. Kalın sağlıcakla.

 

Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com, www.kuzeyhaber.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.(mka)

Bu haber 732 defa okunmustur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Karadeniz nasıl yeşil kalıyor sanıyorsunuz?21.Mayıs.2012

GALERİ

Yorumsuz

Yorumsuz!

ANKET

Demiryolu, Trabzon'a hangi güzergahtan gitmeli?





Tüm Anketler

önerilen linkler

yöresel

Alexa Certified Traffic Ranking for www.karadenizolay.com

memleket gazeteni oku

Subscribe in a reader

Copyright©Tüm hakları saklıdır.Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.karadenizolay.com Sadece İnternet Üzerinden Yayın yapmaktadır. 2003- 2012 Haber Merkezi iletişim e-mail: info@karadenizolay.com
RSS Kaynağı | iletişim | künye | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi