Yolsuzluk kötü şey!

 M.Kemal AYÇİÇEK-  8 Ocak 2007 
Her alanda yolsuzluk kötü bir şey değil mi? Yolsuzlukları önlemek için siyasi partiler oy topluyor, vatandaşta o vaadlere kanarak oy veriyor. Çalmayan, çırpmayan, hısım, akraba koruyup kollamayan insanları yönetici olarak görmek istiyor. Zaten bu Dünya’da da yükselen değer halini alıyor, “Güvenilen, dürüst insan arayışı” ama bizim yol’suzluktan kastımız, bu anlamdaki yolsuzluklar değil, Karadeniz’in yolsuzluğunun sona erişini anlatacağım. 
Yıllar öncesiydi, özel aracımla gezi yaparken  Antalya’dan Balıksir’e kadar ,  sahil şeridinden giderken Kaş’ın oralarda kıvrım kıvrım yolları olmasına karşın yol çizgilerinin belirgin oluşu, kasislerin bulunmaması, trafik işaret ve levhalarının  yerli yerinde olduğunu görünce içim burulmuştu. Biraz sanki “biz bu memleketten değilmiyiz” moduna girdim ve sonra, “işe bak ya bütün önemli bakanlıklarda hep bizim bölgeden adamlar olmasına rağmen biz bu kadar hizmet alamıyoruz acaba neden?!” diye kendime sormuştum!. 
O yıllarda işçilerin alın teri verilmiyor modası vardı, bizlerde  Gazeteciler olarak hep iş ve emekten yanaydık ve hep emekçinin hakkını savunuyorduk ya, işçilere şöyle geçinebilecekleri maaş alabilmeleri için her türlü eylemin aslında fikir babalığını bile yapıyorduk adeta sendikalara birer danışman gibi çalışıyorduk! Belediye-İş Sendikası’ndan tutun, Türk-İş, Hak-İş’e bağlı  Karayolları ve köy Hizmetleri işçilerinin çıplak ayaklarla karayolunu kapatmasına, tencere ve tavalarla eylem yapmalarına ön ayak oluyor ve ne yaparlarsa manşet haber olabileceklerini söylüyorduk. Yazılarımızla, resimlerimizle iktidarı sıkıştırıyor ve işçinin emeğinin karşılığını almalarını sağlıyorduk!
Sanıyorduk ki, bu işçiler az maaş aldıkları için bölgemizin yollarına bakılmıyordu! Yollarımız onun için bakımsız ve de trafik canavarı o nedenle hiç eksik olmuyordu! Ali Osman Ulusoy’un otobus firması varmış diye de tren yolunun gelmesine o izin vermiyormuş propagandası yapılıyorken, ona inanıyor ve Ali Osman Ulusoy’a husumetle bakılmasına ses çıkarmıyorduk! 
Bölge Müdürlerinin işçi olan şoförleri müdürlerden daha fazla maaş alır oludular ama yollar yine yapılmadı. Yol yapılması gündeme gelince de projeler bir bütün olarak değil kısım kısım açıklanır oldu, hep kaygılarla hep güvensizliklerle zaman kaybedildi. Derin Bürokrasi, yanına sözde çevreci(!)leri de alarak yağılacak yatırımlara taş koyma çabasına girdi, çok bilen bizler yani kendi ayağımıza çelme takar haldeyken, sözünü ettiğim bölgeler bu hizmetlerden yararlanmayı bildi.
Çok fazla sesi çıkmayan Gümüşhane, bir bakanla ( bu Anavatan Partisi’nden Adalet eski bakanı M.Oltan Sungurlu’dur) Tirebolu- Torul arasında ikisi Zigana Tünelinden büyük 7 Tünel ile geçilen muhteşem karayolunu tamamlamışken, biz Samsun’dan Sarp’a sahilden bir yol yaptıramamışız!. Salt, denizin kirletilmesi ve çevre katliamı gibi tartışmalarla gereksizce zaman harcayarak! Sonrada başka yollara gıpta ile bakar olmuşuz. 
 
Nihayet, yargılanmayı da göze alarak derin bürokrasi aşılmış Mesut Yılmaz ve Yaşar Topçu’nun Yüce Divanda yargılanmalarına yol açmış Karadeniz Sahil yolu,  müteahhitlerin zaman zaman bölge halkına saygısızca (Trafik işaret ve levhalandırılmasına  özen göstermemesi)da olsa tamamlanıyor olması, Karadeniz’in yol’suzluğuna son veriyor! Keşke tüm yolsuzluklar da Karadeniz Sahil Yolu gibi tamamlanabilse, keşke ülkemizin tüm bölgelerinde insana saygılı müteahhitler, çalmadan, çırpmadan  elbette emeklerinin karşılığını hakkıyla alarak üstlendikleri işleri   tamamlayabilseler ne kadar güzel olur. İyi niyetle başlanmış işlerin tamamlanmaması için de bir gerekçe olamaz  ama bunu beceremiyorduk. Sanıyorum artık verilen sözlerin yerine getirilmesinin de yükselen bir değer olduğu içselleştirilir ve ülkemiz özlenen düzeye ulaşır. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.