Saddam’ın sonu!-15.12.2003
Allah düşmanımın başına vermesin Saddam Hüseyin’in yakalanışı gibi bir sahneyi. ABD Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’i bir yakınının ihbarı üzerine de olsa yakalayarak gerçekten büyük sükse yaptı.
Belli ki; yakın bir gelecekte Irak’ta olaylar şiddetlenecek ve ardından da durulacak! Öyle ya Saddam yakalandığına göre yapılmış hazırlıklar boşa gitmesin istenecek ve de eylemlerde artışlar görülecek. Nitekim SaddamHüseyin’in yakalandığının ilan edildiği 14 Aralık ta 9 ve 15 Aralık’ta da 18 kişinin yaşamını yitirdiği saldırı haberleri geldi. Elbette Irak’taki saldırıların arkasında sadece Saddam taraftarları değil bunu fırsat bilen ABD’yi düşman ilan etmiş ne kadar aşırı dinci örgüt varsa hepsi de Irak’ta birer cephe edinmiş ve olayları tırmandırarak ABD ile hesaplaşmak istemektedir ve bunu yapmaktadırlar.
Saddamın yakalanış görüntüleri, bundan sonra yayınlanacak görüntüler, elbette ABD’nin sıkı kontrolünden geçerek, toplumlara aktarılmaktadır. Elbette bu görüntüler ve de iliştirilen konuşmalar da tek taraflı bir arka planla yapılmaktadır. Gerçekten Saddam Hüseyin, o çukura kendisi mi girmiş te sakal traşı olmamıştır? Yoksa ABD’liler mi sırf çirkin görüntü verebilmek için bu mizanseni hazırlamışlardır bu bilinmiyor. Gerçi bilinse de bir önemi yok. Saddam bir şekilde yakalanmıştır. Şimdi sıra onun nasıl yargılanacağına gelmiştir. Irak’ta halka açık saydam bir yargılama ile Saddam’a sonuna kadar kendini savunma hakkı verilerek yargılanmalı ve adalet önünde hesabını vermelidir.
Ancak, saddam Hüseyin’e ölüm cezası verilse bile Saddam idam edilmemeli ve cezasını ömür boyu Irak cezaevlerinde çekmelidir. Bence Saddam, 9 aylık bir dönemde zaten her gün ölüm korkusunu yaşamış ve artık şimdi yakalanınca rahat bir nefes almıştır.artık o kendiside yakalanınca insan olduğunun farkına varmış ve mutlu olmuştur!
KKTC SEÇİMİ
Pasaportla 1992 yılında gitmiştim KKTC’ye. O zaman “bizim kıbrıs”ta üç sınıf insan varlığına tanık olmuştum. Birinci sınıf insanlar, barış harekatı öncesinde kktc tarafındaki türkler, ikinci sınıf insanlar, barış harekatının ardından güneyden kuzeye gelen türkler, üçüncü sınıf insanlarsa barış harekatının ardından kktc’ye Türkiye’den gönderilen insanlar. Bu üçüncü sınıf insanlara ayrıca “karasakal” da deniliyordu! Dolayısıyla o tarihten sonra KKTC’yi bende daha yakından izler oldum.
Bugüne dek ilk kez bu kadar ağırlıkla gündeme gelen KKTC seçimlerinde sivil halk, sözde sol kanadı temsil eden CTP ve BDH’ ya oy verirken, Türkiye’de solcu ve milliyetçiler ve askerin ile hükümetin göstermelik olarak desteklediği, Rauf Denktaş ’ ın açık destek verdiği, memurların partileri sözde sağcı UBP ve DP’nin barajı aştığı seçimler, demokrasi açısından iyi bir tecrübe oldu.
Halk, KKTC’de uzlaşı istedi. Partilerin anlaşıp, elbirliği ile KKTC’yi uluslar arası arenaya çıkarması görevini verdi. İktidarın bana göre yenildiği ve muhalefetin kazandığı KKTC seçimleri neticesinde bir hükümet kurulacak. Bana göre bu hükümeti de tüm zorlamalara rağmen CTP lideri Mehmet Ali Talat’ın başbakanlığında BDH ve DP ile üçlü bir koalisyon oluşacak ve bu koalisyonda hem KKTC ve hem de Türkiye açısından sağlıklı bir sonuca gidilecek. Böylece 40 yıldan beri gerçekten çözüm bekleyen ve çözülemeyen KKTC sorunu da halledilmiş olacak. Kalın sağlıcakla.