M. Kemal AYÇİÇEK – 4 Temmuz 2010
Her ne kadar anlamıyorsak da Futbol’dan, bu “anlayamamak” bizdeki rutin futboldandır. Yoksa, Dünya’ya gözümüzü kapamış değiliz. Her dört yılda bir yapılan Dünya Kupası maçlarını bende yıllardır TV ekranlarından izlerim. Evet, 2002 Dünya Kupasını daha bir ilgiyle izlemiştim oda, Türkiye’nin de o kupada yer almasındandı. 2010 Dünya Kupası’nı ise önceki yıllardaki anlayışla, “iyi oynayan kazansın, alkışlayalım” anlayışıyla izliyorum.
En son Cumartesi gecesi Paraguay- İspanya maçını izlerken, gizlice hakem oldum mesela. Zaman zaman yaparım bunu, işim olmasa da ortada bir oyun varsa, o oyunda “Adalet” olsun isterim. Adı üstünde, oyun bunlar ama oyundur diye ciddiye almamak gibi bir düşüncem asla yok. Evet de oyunlarda bile “oyun içinde oyun”ların olduğunu gördükçe de, olaya el atıp, “oyun içindeki oyuna” seyirci kalmamak adına da empati yapıyorum. Almanya- Arjantin maçındaki 4-0’lık maç’tan sonra, “şimdi başladı işte” dedim kupa. Güzel futbol, güzel goller, insanı ister istemez çekiyor. Ben öyle Messi veya Müller’i izlemem. Genel olarak bakarım tabloya. Evet, bireyler de önemli de bu oyunda “takım”a bakarım kısaca.O takımların, diline, formalarının rengine de bakmam, yetenekleri izler saygı duyar, alkışlarım.
Fakat, Paraguay- İspanya maçını izlerken Allah’dan yalnızdım, yoksa oğluma madara olurdum. Hop oturup, hop kalktım.Dedim ya, Hakemlikte yapıyorum ama zaman zaman hakemliği unutup, “insan” olmaya geri dönüyorum!(Hakemler, insan değildir demiyorum ama duygudan sıyırıp, görev yaparlarken her görev yapanın o görevi gereği insan olamayacağını söylüyorum.Asker,polis, hakim, savcı,gazeteci vs..) Paraguay’lı Nelson Valdez’in golünü, “ofsayt” gerekçesi ile saymayan Hakem Carlos Batres (Guatemala)’in o tutumu yüzünden hakem oldum. Ben olsam o göldü kesin. Haksızlık yaptı Paraguay’a hakem. Ondan sonra maçı artık maçın içinden izlemeye başladım. Sahadayım yani!
Paraguay penaltı kazanınca “ilahi adalet” dedim ama Cardozo'nun vuruşunda İspanya kalecisi Casillas’ın kurtarışını içimden alkışladım.(gizlice).Hemen ardından İspanya’nın David Villa’nın düşürülmesiyle kazandığı penaltı, Alanso’nun ilk vuruşunun gol olması ama bu golün, ceza sahasına giren diğer oyuncular yüzünden tekrarlanması, ardından tekrarlanan penaltının Paraguay kalecisi Justo Vıllar tarafından kurtarılması tabiî ki nefes kesti. Ramos’un orada düşürülmesi de ayrı bir penaltıydı ama hakem onu da atladı. Ben yine kızdım tabi, çünkü bende düdük yok, düdük Carlos Batres’te..Ardından iniesta’nın pası, Pedro’nun vuruşu, topun direkten dönmesi ve David Villa’nın önce sağ direkten dönerek sol direğe çarpıp, filelere giden golü de hakemin son hatasının telafisi olmuş oldu. İspanya, Paraguay’ı bu golle 1-0 yendi. Bende hakemlikten çıktım tabi. İşte ondan sonra o sahada mesela Paraguay'lı Oscar Cardozo’nun o gözyaşları, izleyenleri ağlatmamış mıdır?
Bakıyorsunuz, tüm Dünya’da insanlar bu Kupa ile aynı dili konuşuyor değil mi? Kimse kimsenin dilini bilmese de herkes, böylesi bir organizasyondan kendince anlamlar çıkarabiliyor. Mutluluk ve hüzün, tüm insanlar için aynı kalplerde atabiliyor. Dünya kupası’nın maskotu “Zakumi” ama Kupa’da “Vuvuzela” denilen yerel çalgı ön plandaydı ve o sinir edici bet sesine rağmen, maçlar boyunca sahalardan eksik olmadı. O ses bile, kimilerine mutluluk verirken kimini de fena helde belki maçlardan uzak tutmaya yetti. Demem o ki, Dünya Kupası’nda sağa,sola,yukarıya, trübüne hep dövülen, vurulan “Top” mükemmel bir insanlık “dili” oldu. Hani koskoca bir “2010 Dünya Kupası bitti de, sen bir yazı yazmadın” diyenler belki olur diye yazmadan edemedim.
Dünya Kupası’na benim gibi biraz mesafeli olanlar için kısaca temel bilgilere de yer vermek isterim tabi;
“ Ev sahibi nasıl seçildi;
FIFA, 2010 FIFA Dünya Kupası'nın daha önce hiç bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapmayan tek kıta olan Afrika'da yapılacağını duyurmuştu. İlk olarak 5 ülke ev sahibi olmak için aday oldu:
Fas
Güney Afrika
Libya / Tunus
Mısır
Kazanan ülke FIFA başkanı Sepp Blatter tarafından 15 Mayıs 2004'de Zürih'de açıklandı.
Sonuçlar şöyleydi;
Güney Afrika, 14 oy
Fas, 10 oy
Mısır, 0 oy
Tunus, 8 Mayıs 2004 tarihinde çekildi ve cezalandırıldı.
Libya, Gerekli şartları yerine getiremediğinden dolayı elendi.
“Zakumi, elinden geldiğince insanları eğlendirmek ve Afrika müziğiyle dans ettirmek istiyor. O, oyuncular, taraftarlar ve hakemler için bir animatör. Turnuvanın resmi maskotu olmaktan çok mutlu olduğunu söylüyor Zakumi.
Zakumi futbol oynamayı çok seviyor ve futbolun insanları birleştirici özelliğini, diller arasındaki bariyerleri kırdığına inanıyor. Zakumi herkesi Afrika'ya bekliyor ve 2010 yılının en büyük organizasyonunda iyi seyirler diliyor.”
Dünya Kupası 2010’da maçların yapıldığı Stadlar;
Free State Stadyumu / Bloemfontein
Green Point Stadyumu / Cape Town
Durban Stadyumu / Durban
Ellis Park Stadyumu / Johannesburg
Soccer City Stadyumu / Johannesburg
Mbombela Stadyumu / Nelspruit
Peter Mokaba Stadyumu / Polokwane
Port Elizabeth Stadyumu / Port Elizabeth
Loftus Versfeld Stadyumu / Pretoria
Royal Bafokeng Stadyumu / Rustenburg
Dünya Kupası 2010 Turnuva ayrıntıları ;
Ev sahibi ülke : Güney Afrika
Tarihler : 11 Haziran - 11 Temmuz 2010
Takımlar : 32 (6 konfederasyondan)
Stadyum(lar) : 10 (9 ev sahibi şehirde)
Final konumları
Turnuva istatistikleri Çeyrek final maçlarından sonra
Maç sayısı : 60
Gol sayısı: 133 (maç başına 2.22)
Seyirci sayısı : 2.934.673 (maç başına 48.911)
Gol kral(lar)ı : Villa
Şimdiye kadar ki Dünya Kupası sahibi ülkeler;
YIL EV SAHİBİ ŞAMPİYON
1930 Uruguay Uruguay
1934 İtalya İtalya
1938 Fransa İtalya
1950 Brezilya Uruguay
1954 İsviçre Federal Almanya
1958 İsveç Brezilya
1962 Şili Brezilya
1966 İngiltere İngiltere
1970 Meksika Brezilya
1974 Federal Almanya Federal Almanya
1978 Arjantin Arjantin
1982 İspanya İtalya
1986 Meksika Arjantin
1990 İtalya Federal Almanya
1994 Birleşik Devletler Brezilya
1998 Fransa Fransa
2002 Kore Cum/ Japonya Brezilya
2006 Almanya İtalya
2010 Güney Afrika - İSPANYA
2014 Brezilya --- “
Nice Türkiye’nin de katıldığı, Güzel Dünya Kupaları dileklerimle, Kalın sağlıcakla..
