M. Kemal AYÇİÇEK- 31 Ocak 2011
Neymiş meğer, Eminbey şu Erzurum’da halen devam eden Erzurum 2011 Üniversite Kış oyunları, bir diğer ifadeyle “Erzurum 2011 Winter Universiade” ye gidememiş, morali bir bozuk bir bozuk, yanına yaklaşılmıyor. “Erzurumluları kıskandım” dedi ama anladım hemen. Kar sever bilirim bilmesine de bu kadar içerleyebilecek ve Erzurumluları da kıskanacak dereceye gelebileceğini hiç düşünemezdim.
“yıllarca hep televizyon ekranlarından ben seyrederdim bu kış sporlarını, hatta babamla bile kavga etmiştim bir keresinde. Ben o yarışları izlerken, benim spor bahanesiyle yabancı güzel kızları dikizlediğimi zannedip, kumandayı elimden alırdı. Belgesel bahanesiyle.. çok tartışmışızdır bu yüzden, annem de severdi benimle izlerdi de babam buna hep kızardı” diyor Eminbey. Takma o kadar, ne var bunda, nasılsa bundan sonra her yıl artık bu kış sporları Erzurum’da yapılır, sen de sonraki yıllarda gidersin ne diye üzüyorsun kendini der gibi oldum, demez olaydım. “ömür gidiyor ömür” dedi
Eminbey’e kalsa, elliyi geçmiş yaşından sonra kayak öğrenecek, Alp Disiplinin’nden, Biathlon, Buz Hokeyi, Curling, Kayakla atlama, kayaklı koşu, Kuzey kombine, Snawboard, Serbest stil kayak, Artistik paten ve hatta Shart Track bile yapacakmış da, şu Erzurum’daki pistler geç yapılmış. Bu yüzden de geçmiş hükümetlere asıl hıncı var. “Gençliğimi geri çağırsam gelmez, madem bunca spor dalları vardı da biz de kar mı yoktu da önceki hükümetler yapmamıştı böyle tesisleri” diye sitem de ediyor. “Boş ver” diyorum, “sende av yaptın, domuz, çakal avlarına çıktın hem onlar da birer kış sporu değil mi?” diye teselli vermeye kalktım, şöyle bir ters baktı yüzüme, “benimle dalgamı geçiyorsun” der gibi, tam gülecekken vazgeçtim, bakışlarındaki sertlik, bunu kaldırmazdı.
Vahlanıyor hala, “ben yapmazsam çocuklarıma yaptırırım, en iyi spor bunlardır” diyor ama bu seferde oğluna bir bağlama çaldıramadığını iç çekerek anlatıyor Eminbey. “Ben bağlama çalıyordum diye de babamla papaz olmuştum, izin vermez kızardı bana bağlama çalmayayım isterdi. Nitekim gönül rahatlığı ile de çalmadım ya ama istiyorum ki oğlum bağlama çalsın ama laf dinlemiyor ki. Ben ona sana saz (bağlama) alayım diyorum, o gidip, “ben gitar çalayım” diyor. Bende ona gitar almıyorum tabi, enstürmanın kralı bağlamadır onu bilmiyor hemde anlamıyor ki. Şimdi bu çocuk, hadi kış sporları yap desem de yapmaz. Bağlamayı kabul etmeyen insan, hiç kış sporlarına razı olur mu?” diyor.
“Ben Erzurum’da olacaktım ki” diye başlayıp bu sefer de tüm Erzurumluların kış sporlarına yoğunlaşacağını ve kendisinin olaki eğer böyle kış sporlarından birini yapmayı başarabilirse de bu sefer rakiplerinin kendisinden çok avantajlı olacaklarına kafa yoruyor. “ne mutlu onlara” diyor, Erzurumluları kastederek tabi. Anlıyorum ama Eminbey’in bırakın kış sporlarını yapacağını, sadece köyde naylonlarla meşeden aşağıya kayarken bile doğru düzgün kayamadığını bilirim. Daha o naylonla kaymaya başladığında bile , hemen , “oy anneeemmm” diye bağırdığını unuttuğumu sanıyor. Kolay mı öyle ama gelde anlat. Açılış törenine gidememiş, ama televizyondan baştan sonra nefes almaksızın izlemiş, at üstündeki o aksakallı Erzurumluya imrenmiş. “ben de binerdim o ata” diyor. “hiç bindin mi daha önce bir At’a” diye soruyorum, “yok binmedim ama bizim beyaz bir eşeğimiz vardı, ona çok binerdim” diyor. Eminbey’e göre, At’da zaten Eşek’in biraz daha hızlı gideniymiş.
Eminbey zaten hırslı, bir de sen gel Fenerbahçe-Trabzonspor karşılaşmasından Trabzonspor’un 1-0 mağlup duruma düşmesinin haberini alınca kalktı oturduğu yerden, gitti dükkanın kapısını kapattı önce, bir sigara yaktı, iki fırt çekti derin derin ardından da başladı saydırmaya. Kızgın ya, onu dinliyoruz artık, dertli olan o, hep gelip dertler onu bulur, bir türlü yüzü gülmez. Ardından biraz daha dikkat kesildi maç skoruna, Trabzonspor’un 2-0 mağlup olduğunun haberini alınca da artık kim tutar Eminbey’i. Beyninden vurulmuşa döndü, bu sefer de neden hakem olmadıymış zamanında, hakemlere bile hakemliğin nasıl yapılması gerektiğini öğretirmiş, Trabzonspor’da bir tek maç kaybetmezmiş. Hem zaten Eminbey’e göre, Trabzonsporlu futbolcuların mağlubiyette bir tek suçu yokmuş güzel oynamaktan başka da işte hakemin Trabzonsporluların sinir uçları ile oynadığı o düdüklerdeki haksızlıklar karşısında oyunu kaybettiklerini söylüyor. “yahu Dünyanın sonu değil ya yine lider Trabzonspor, o kadar kendine dert etme” desek de, dükkanın içinde biraz sinkaflı sözlerle sinirden arınmaya çalışıyor. “küfretme, sana yakışmıyor” diye araya girecek oluyoruz, “kimseye küfretmiyorum, haksız çalan düdüğe, Fenerbahçe’nin kalesine girmeyen top’a, Trabzonspor’un kalesine giren Top’a küfrediyorum” diyor.
Eminbey için kızmaya yer çok. Kalkıp Mısır’daki halk ayaklanmasına bakıyor ekrandan ona da kızıyor. Eylemcilere kızdığını sanırsınız meğer yok, o Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’e kızıyormuş. Niyeymiş diye sormaya kalmadan, neden bırakıp gitmiyormuş da sivillerin ölümüne sebep oluyormuş. Hem zaten 30 yıllık iktidarın Hüsnü Mübarek’e yetmesi gerektiğini, Enver Sedat’ın suikaste uğramasında da Hüsnü Mübarek’in parmağının olduğunu düşündüğünü söylüyor. Yani biz hangi konuyu açıyor olsak, bizim Eminbey, her konuda mutlaka bir çözümlemeye gidiyor ve analizler yapıyor. Yaşına hürmeten tabi bizde fazla varmıyoruz üzerine, biliyoruz ki Eminbey’in kalbinde kötülük yok, her tarafta güzel işler olsun diye çırpınan bir yürek taşıyor. Bunu biliyor sohbetinden zevk alıyoruz. Kalın sağlıcakla.
