M. Kemal AYÇİÇEK – 4 Haziran 2012
Biliyorsunuz bir süreden beri Türkiye’de “Kürtaj” tartışılıyor, zaten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da “Kürtaj” tartışılsın diye söyledi o lafları. Erdoğan, sezaryene karşı olduğunu yinelerken, kürtajla ilgili de "Her kürtaj bir Uludere'dir. Bu milleti silmek için sinsice bir plandır" dedi. Bende sayın Başbakan, bu konu da yerden göğe kadar haklıdır diyorum.
Kalktı hemen Feminist kadın dernekleri, “Kürtaj kadınların işidir, erkekler karışmasın” diye itiraz etti, başkaları başka bahanelerle buna itiraz etti, yer yerinden oynadı. Peki o feminist kadın dernekleri haklı mı?, kendilerince haklılık payları olabilir, öyle ya, Kürtaj’ı kadınlar yaptırdığına göre evet haklılar, “erkekler karışmasın” derlerken ama atladıkları bir şey var, o kürtaja yol açan sonucu, kadınlar kendi başlarına mı oluşturuyor? Kürtaj, kadın ve erkeğin birlikte hazırladıkları bir olay değil mi? Bu sadece kadınları ilgilendirir denmesi, ne kadar mantıklı ve haklıdır? Kadın, o kürtaja giden yolu tek başına, kendi kendine yapıyor da bunu söylüyorsa haklıdır ama bu öyle tek taraflı kadının şahsına münhasır oluşturduğu bir durum değil ki? Yani kürtaj olayı, kadının elinin hamuru değil ki, onlara hak verelim ve biz erkekler, sukut edip, sadece bu konuda kadınların söz hakkına saygı duyalım, öyle değil mi?
Domuz lahanasının kökü
Şu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e Kürtaj ile ilgili söylemlerini bahane ederek yumurtalı saldırı yapılınca birden domuzları hatırladım. Bizim tarlada bolca domuz lahanası var ya, onlar da o çok derinlerde olmasına rağmen o lahananın kökünü buluncaya kadar toprağı kazıyorlar ve o lahanayı kökü ile yiyorlar, öyle rahat ediyorlardır. Domuz lahanasının köklerinde süte benzer bir madde de var, beyaz bir akıntı.sonra o lahananın köklerindeki yumrulara baktım, bir tanesi büyük ama çokça çevresinde küçücük yumrular var. Acaba dedim domuzlar, o yumruları da yiyerek, her bir yavru için onlardan mı destek alıyorlar.
Öyle ya yaban domuzlarının Ortalama hamilelik süresi 100-140 gün arasıdır. Anne bir batında 1 ila 12 yavru doğurabilir. Genellikle 4 ve 8 arasıdır. Cinsel yetişkinliğin 8-10 aylıkken oluşmasına rağmen dişiler 18 aylık olmadan üremezler. Erkekler ise 5 yaşından önce dişilere ulaşabilecek güce ve iriliğe sahip olamazlar. O zaman yine düşündüm, Domuzlar mesela, bir batında 12 yavruya kadar yavrularken, acaba kürtaj’ı düşünürler mi? Veya kediler, veya fareler mesela. Aynı anda 12 tane yavru sahibi olan bir anneyi düşünün, hangi birine süt yetişir ki? Hadi diyelim ki bizim örnekte ele aldığımız yaban domuzlar, peki ya ehilleri..
Yani kültürle elde edilmiş, daha sağlıklı, daha insanlar arasında yaşayan, daha evcilleşmiş domuzlar, onların yavrulama mantığı farklı mı? Ya da Hayvanlar, insanlar kadar akıllı olsalardı acaba, insanlar gibi “kürtaj” yaparlar mıydı ya da Kürtaj olayına nasıl bakarlardı. Veya hayvanlar arasında bizim sandığımızdan daha akıllıları yok mu mesela, kalkıp tarlaya ekilen mısırın en güzel öğesini yemeyi akıl eden bir hayvan, daha az yavrusu olsun diye bir şey düşünmez mi? O kadar da mı aptallar o hayvanlar?
Teşbihte hata olmaz, ben tabiî ki de kadınlarımızı bir Domuzla kıyaslamıyorum ama hayvanlar aleminin en çok doğuranı olarak onu ele aldım ve sadece hayvanlar öylesine fazla doğum yapabilen bir hayvanın kürtajı düşünüp düşünemeyeceğini, hatta Türkçe bilseler de keşke de onlara sorsam bile dedim kendi kendime. Yani tartışılan bu kürtaj olayını bir domuzdan sorup, yorum alsam ne derdi diye merak etmiyorum değil açıkçası.
Allah’ın bir kanunu var, o yoktan bir insanı var ediyor, bunun için bir kadın ve bir erkek bir araya geliyor ve bir ürün ortaya çıkıyor. O ürün, kadının kaprisleri, bir takım planları, veya düşünceleri, veya erkeğin aynı hinlikleri sonucu, daha dünyaya gelemeden telef ediliyor, bir hayvan gibi. Cenin, yaratılmış bir varlık ama, o annenin karnında tam olgunlaşmadan, veya olgunlaşma sürecinde, o sürece müdahale edilerek yok ediliyor. Yok edilen nedir, salyangoz sakızı mı, yoksa bir kanser tümörü mü, ya da bir can mı, nedir?
zaten babasını hiiç sevmedim
Siz bir insanı ha 70 yaşında öldürmüşsünüz, ha eksi bir yaşında öldürmüşsünüz bunun ne farkı var, birinin Dünya tecrübesi var diğeri bu tecrübeden yoksun bir can değil mi? Bir can, ha yaşamış, ha yaşamamış ama cansa, buna nasıl bizler karar verip, “kaybolsun”, “yok olsun”, “hiç olmasın”, “zaten babasını hiiç sevmedim” , “zaten ben onu öylesine düşünmüştüm”, “zaten ben onu kafalamıştım”, “zaten, o da kim ki?”, “zaten, buna layık değil di?”, “zaten, senin babanın ben taaa”, “zaten, aslında, şey, kem küm” diyerek, alevera, daleveralarla bir “can”dan kurtulmak değil midir o kürtaj? Kürtaj’ın anlamı ne? Kim için ne? Erkek için ne? Kadın için ne? Kimin çocuğu için kürtaj ne?, kimden olursa ne, kimden olması gerekirken kimden olduysa ne? Öyle mi? Ne ne?
Tıbben tabiî ki de yaşayan bir insanın sağlığına helal getirecek derece de bir sağlıksız ortam varsa, doğacak olan çocuğun herhangi bir risk yaratacak durumu varsa orada elbette kimse buna itiraz etmez ama salt, bireyin kendi rahat ve konforu bozulacak diye, salt yaşadığı hayatı, sırf kendi öngördüğü bir planlama ile yürütecek diye kalkıp biri veya ikisinin keyfi için kalkıp, Allah’ın can verdiği bir hayatı yok etmeye kalkıyorlarsa itiraz o hayatın yok olmamasınadır. Onun için kürtaj’a itiraz vardır. Hiç kimse, kendi veya eşinin konforu ve rahatı bozulacak diye kalkıp Allah’ın yarattığı bir Can’a kıyma hakkını kendine bir hak olarak göremez, bu o ailenin özgürlüğü olamaz, böyle bir hak, bir insana ait olamaz. Çünkü aynı hak bakın domuzlarda bile yok! Kaldı ki, Allah, “Yaratılanların en şereflisi insandır” diyor, en şerefli insansa o zaman, insanın şerefini artıracak olan ürünü olacak çocuk, neden varken yok edilmek istenir? Buna insanın, kim olursa olsun ne hakkı var veya hakkı var mı?
Pijluk etma
Anneme sordum aslın da dedim ki, “kürtaj” tartışılıyor, sen ne dersin bu işe diye, bana dokuz çocuk annesi olarak şunu söyledi, “pijluk etma”.. bu “pijluk etma”nın Türkçesi, “piçluk etma”dır. Yani, hiç öyle şey olur mi, Allah yaratmışsa, ona bir sual olmazdır. Eskilerde çocuk doğar ama yaşamazmış, ama hastalık ama kültürsüzlük, ama bir eksiklik, eskilerde çocuk doğar ama hastalıklar yüzünden yaşamazmış, o nedenle çocuk olur da yaşarsa buna sevinilirmiş, şimdiler de çocuk ana rahmine düşüp de, bunun orada canlıyken alınıyor olmasına eskinin kadınları pek anlam veremiyor. Yani büyük bir şaşkınlık ve de insafsızlık olarak değerlendiriyorlar, çünkü onların zamanın da bir çocuk olsun da ama erkek olursa kralsın, kız olursa daha az kralsın mantığı hüküm sürüyordu. Annem, 76 yaşında artık ve kürtaj işine ne aklı eriyor ne de mantığına sığdıramıyor. O ki, 9 çocuk annesidir, ben onun sağduyusunun tüm tartışmaların üzerinde olduğuna inanıyorum ve onun söylediklerine katılıyorum. Ama hiç çocuk doğurmamış, bırakın çocuk doğurmayı, ona bile yanaşmayan feminist kadın hakları savunucularının bu kürtaj konusundaki konuşmalarına, bizim Kel temeldeki domuzların böğürmesinden farksız bakıyorum. Bir kadın önce bir evlat sahibi olsun da ondan sonra konuşsun, ona hak verilir ama hiç çocuk doğurmamış bir kadının “anne”liğinden kim ne anlar ki?
Rahmetli eski Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın hani vurulduğu bir sahne vardı ve orada, “Allah’ın verdiği canı Allah’dan başka alacak hiçbir güç yoktur” diye bir ifadesi vardı ya, bu Kürtaj tartışmalarını izlerken hep o sözler aklıma geliyor, Allah’ın verdiği bir canı, hiçbir anne ve babanın “yok” sayma hakkına ben saygı duymuyorum, kalın sağlıcakla.
