, Test

Tam üç yıl oldu ve hala gelmedin ağam!

M. Kemal AYÇİÇEK – 1 Ekim 2026


Ülke de gündem hızla değişiyor, fon vurgunlarından belediyelerdeki yolsuzluklara, spor alanından tutun henüz eğitim ve öğretime başlanmış eğitim sektörüne, kara paradan suça sürüklenmiş çocuklara varıncaya kadar say say bitmez ama ölümlü bir Dünya’dayız.

Her hafta düzenli yazılar yazan bir insan olarak tam üç yıl sustum, yazamadım, yazmadım.

Yazmadım, tam üç yıl oldu

Bekledim, belki gelirsin diye, belki ararsın, belki dönersin diye ama yok!

Sana çok güvenmiştim, senle zaten kanka gibiydik ama bir ses bile vermedin, tam üç yıl oldu.

Senin ardından adını sürekli sayıklayan annem de senin gittiğin yere gitti ve o da on bir ay oldu ama hala dönmedi!

O zaman anladım senden yedi yıl önce İstanbul’a gidip de gelmesini hala beklediğim babamla siz aynı yerdesiniz demek!

Babam İstanbul’da vefat ederken sen ve annem benim yanım vefat ettiniz ama ben hala “belki gelirsiniz” diye umutla bekledim!

Haşa, elbette Allah, verdiği canı alır, şüphem yok da hani ben deki bir umuttu sadece ve sabredip bekledim, ama dönmediniz, dönemediniz demek!

Şimdi anladım, senden tam üç yıl ses seda çıkmayınca annem den de onbir aydır bir inilti bile duymadığıma göre demek ki gerçekten artık gelemeyeceksiniz!

İyi de alışmak lazım ama ben alışamadım.

Tamam artık alışmalıyım ama kısa zaman da aralıklarla sizleri kaybetmiş olmak çok zor geldi, kabullenemedim! 

Tabi ki yok isyanım, hamd olsun Allah’a inanıyorum, zaten babamın vefatını “düğünümüz vardı” diye Mevlana gibi karşılamıştım ama sen ve annem için aynı şeyi

yapamadım, beceremedim, yazamadım.

Annem’in vefatını bile onu hasta haneye götürdüğümüz de doktorların koyduğu tanılar ve teşhisleri sorduğum yapay zekanın bana verdiği yanıtlara nispet olarak,

yine yapay zekaya sitem edercesine onu alet ederek anlatabildim.

Yoksa hislerimle duygularımla bir yazı kaleme alamadım, tıpkı senin ölümünün ardından yazamadığım gibi.

Koskoca altmış beş yıllık ömrünün altmış bir yıllık tanığı ben, kardeşin olarak bir satır yazı da mı yazamazdım?

Yazardım da yazmadım işte!

Seni nasıl yazayım ki, gurbette büyüdük, ailemizden uzakta, farklı kültürlerin altın da ve tesirin de kaldık ama senle olan kardeşlik hukukumuzu hiç ama hiç

yitirmedik.

Seninle Rize’yi mi, Tekirdağ’ı mı, İstanbul’u mu, Ankara’yı mı , Bursa’yı mı, Samsun’u mu, Adana’yı mı,Bayburt’u, Trabzon’u mu hangisini yazsaydım?

Her bir yerde seni yazmaya kalksam bir külliye oluşturacak kütüphane kurarım, biliyorsun ben yazmayı severim ama seni yazmayı sevmedim!

Ben ne olursa olsun sana sorardım, senden bir ağabeyim olarak hep destek görürdüm, engin ufkunla, bürokrat tarzınla beni her ne kadar da anlayamadıysan da

ben senden hep olumlu dönüşler aldım. Ama şimdi yoksun!

Ne yazmalıydım, nasıl yazmalıydım yani, “benim bir ağam vardı, şimdi öldü” mü deseydim, denir mi öyle?

 Kolay mı sanıyorsun sensiz bu bomboş olan Dünya’da yalnız kalmak hı?

Anlayamazsın, bir insanın yazamayışının sebeplerini anlayamazsın, sen yaşamadın çünkü, sana ben yaz dediğim de yazmadın ki hiç, keşke bir kere yazabilseydin

de ben görebilseydim ama yazmadın, evet yazmadın!

Sen öldün ya ben?

Ben de zaten ölüydüm de insanlar sadece fiziki olarak görüyorlardı beni, yaşıyorum sanıyorlardı hep!

Senden iki yıl sonra annem nasıl öldü biliyor musun? Hep seni sayıkladı, “Osman, Osman,Osmaan” diye diye öldü.

Benim yanım da diyordu hem de, demiyordu ki “bu da benim oğlum, alınır belki, osman demeyeyim, içimden diyeyim, alınmasın mustafa “demedi hiç!

Senin adını sayıklayarak can veren bir annenin yanın da olmak ne kadar ağır bir yüktü biliyor musun?

Nerden bileceksin, sen hayatta olsan da anlamazdın ki, hep ben sana anlatırdım sen de “hımm” derdin, öyle değil mi?

Sana çok mektup yazmak da istedim, hani senle aramızda kalan zamanı gelince tekrar konuşuruz diye sonraya ertelediklerimiz hakkın da ama olmadı, yazamadım ki ağam!

Ah be ağam, sen öleli tam üç yıl olmuş ve bir site sahibi ve hafta da yazı yazan bir yazar olarak bu yazıyı nihayet yazabiliyorum, demek ki alıştırdınız gitmişliğinize, dönemeyeceğinize, mekanlarınız cennet bahçesi olsun İnşallah!

Bana önerdiğin o türküyü hep dinliyorum, o türkü ile sana olan özlemimi gidermeye çalışıyorum ağam!

İyi ki şairler var, iyi ki sanatçılar var da onların sesin den duyulan özlemleri bir nebze de olsa giderebiliyoruz.

İbrahim Tatlıses’in seslendirdiği,

 Abdulvahit Kuzecioğlu’na ait o Kerkük türküsü beni derinden etkiledi. Türkünün sözleri şöyleydi:

“Ağam Ağam
Ağam ağam, öz ağam
Fikrin sabit gez ağam
Muhabbet muhabbet ölüncedir
Deme gözden uzağam leylim
Di gel gözüm, men sene gözüm demem
Tene düşer kör olur
Men sene gülüm demem
Gülün ömrü kem olur
Billah men sana derviş demem
Post giyer abdal olur
Billah men sene reyhan demem
Yaprak döker dal olur
Men sene begim diyerem
Daim begler beg olur leylim”  


Bu türküden sonra ona hep “ağam” dedim.

Evet, “Dünya fani, ölüm ani”

Aniden ölümlü Dünya’ya fazla meyledenleri gördükçe bu alemden uzaklaşmak istedim. Makamlar, mevkiler, ünvanlar hepsi boş ve anlamsız.

İnsan, gün de üç öğün yemek yiyor ama sanki  beş öğün yiyecekmişçesine dünya malına meyletti, oysa boşa uğraş değil mi?

Ağam, Dünyalığını tam tamamladı, otuz beş yıllık bürokratlığına da veda etti, tam emekli oldu, keyif sürecekken vefat etti. 

Oysa bir sandal alıp, birlikte balığa çıkacaktık, onu hayal ediyor ve hatta bir tekne arayışımız da vardı ama olmadı.

Bilmiyorum öbür alem de deniz var mı, orada buradaki gibi kayık var mı, deniz de balık var mı? 

Kime soracağız ki, öbür aleme gidip de geri döneni görmedim!

Tüm ölmüşlerinize ve ölmüşlerimize Allah’dan rahmet dilemekten başka elimizden belki birer fatiha okumak gelir, bunu da bilenler okuyabilir.

Onun için ölümle yüzleşmeden yaşayan tüm yakınlarınızın kıymetini bilin, kalp kırmadan ve geçmişlerinize layık ve geçmiş yaşadıklarınız hatıratına saygıyı eksik etmeyin.

Çok sevdiğiniz insanlar, hiç beklemediğiniz bir anda aramızdan ayrılabiliyor. Tekrar konuşuruz dediğiniz de bunu yapamıyorsunuz, bunu bilin ve ona göre sağlıklı yaşayın.

Ağam’ın ölümünü yazmadım, belki bir gün nasıl öldüğü(!)nü de yazarım.

Kalın sağlıcakla.

YORUM EKLE

Test