M. Kemal AYÇİÇEK – 19 Eylül 2010
Türkiye hızlı bir değişim süreci yaşıyor. Bu hıza yetişene aşk olsun. Bu insan kalitesi ile bu hızdaki değişim, zaman zaman değişime yetişemeyen kurumları da ne yazık ki deşifre ediyor. Değişimi kaldırabilen kurumlar hızla ilerliyor, sorunları aşıyor ama bu değişime ayak uydurmakta zorlanan kurumlarda sırıtabiliyor. Tabiî ki kolay değil, mevcut kurumlarda o hantal Devlet anlayışının günümüz şartlarına personeli ile de uyum sağlayabilmesi, ancak kurumlarda görevli olan insanların da bu değişimi kavraması, o değişime uygun kendini geliştirmesi ve tabiî ki kurumun da alt yapınsın buna hazır olmasıyla alakalıdır.
İstanbul’da asker arkadaşım Ahmet Karakaş, oğlu Emrah’ı evlendiriyor. İki hafta öncesinden adres almak için telefonla aramış ve konuşmuştuk. Biz askerdeyken güya evlenir ,çoluk çocuk sahibi olur, ardından güya onları evlendirir gibi hayaller kurardık.Biz askerken, bugün ki gibi terör yoktu ülkemizde, 12 eylül olmuş, ülke birden bire huzura kavuşmuştu ya, bizim dönem de ne kadar tecilli vardıysa, ne kadar askerlikten korkan kaçanlar vardıysa hepsi de asker oluvermişti. Biz zamanında askerliğe giderken tertiplerimiz daha çok yaşça bizden de büyüklerden oluşuyordu. İş o dönemler, konuşacak neler varsa kendimiz hayallerle geçiştirirdik o günleri.
Gerçi biz taburda ve bölüklerde görevlerdeydik. Askerliğimiz de kimimiz bölük komutanı postası, kimimiz yazıcı, kimimiz kademe kimimiz tugay yazıcısı gibi ben mesela 14 ay yemekhaneci idim,Ahmet, acemi yazıcısıydı kısaca geri hizmet görevlerindeydik.Aynı acemi birliği, aynı usta birliği ve aynı bölükte aynı koğuştaki samimi arkadaşım bu çocuğunu evlendiren. Ama gidemedim, mazeret bildirdim. Derken düğün günü geldi, bende gidemedim bari bir telgraf çekeyim dedim. İnternetten Emrah’a da Facebook’tan mazeretimi belirtmiştim. Baktım internetten PTT’nin telgraf hizmetleri de online olmuş. Yani internet üzerinden de telgraf çekebiliyormuşuz. Oh ne güzel dedim. Daha önceleri de telgraf çekmem gerektiğinde arıyorduk postaneyi, oradaki telgraf görevlisi sorular soruyor, metni telefonda oluşturuyorduk ve tamam diyor gönderiyorduk.
PTT’nin internetten telgraf duyurumunda bu hizmet için, ;
“ İNTERNET ÜZERİNDEN TELGRAF DÖNEMİ BAŞLADII ......
Telgraf Hizmetleri Yönetmeliği çağın ihtiyacına cevap verebilmesi için güncellenmiş ve Resmi Gazetenin 30/07/2009 tarih ve 27304 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Telgraf Nedir?: PTT tarafından kabul edilen yazılı metnin elektronik ortamda iletilmesi ve belirtilen adrese dağıtıcı tarafından teslim edilmesidir.
Telgraf Hizmetleri Yönetmeliği doğrultusunda telgraf otomasyon sistemi ile gişelerden, (PTT İşyerlerinden) Fonotel, (141 servisimizden telefonla telgraf alınması ve ücretin telefon faturası ile tahsil edilmektedir.)”
Türkiye değişiyor ya hızla, telgraf hizmetinin internetten yapılıyor olması duygulandırdı açıkçası. Ne zamandır da telgraflık işim olmamıştı doğrusu, kuralını bile unutmuştum ama hatırlattılar yeniden.!Trabzon’dan İstanbul’a İnternetten telgrafımı çektim, “ telgrafı onaylıyor musun” şıkkını da işaretleyip, “ gönder”i tıkladım. Böylece bir yük sırtımdan atmış oldum diye rahatladım. Ama ne gezer..Aradan iki saat geçmişti ki bir işyeri telefonum çaldı. Buyurun dedim, “telgraf çekmişsiniz, bunu onaylıyor musun?” diye soran bir memur. Şaştım kaldım, “yahu, hala burada mısınız” dedim. “Ben o telgrafı gönderdim iki saat olmuş, şimdi Tuzla’da olması gerekmiyor mu?, siz nerden çıktınız?” diye sordum. Karşımdaki memur, “telefonunun başında dur, madem telgraf çekiyorsun, niye telefona bakmıyorsun?” diye de bana çıkışmaz mı? Oysa ben telefonun hep yanındaydım, telefonum çalmamıştı ve bir yere de gitmemiştim. Ama ben fırçayı yedim bir kere..
“Eee ne olacak şimdi” diye sordum karşımdaki telgraf görevlisine, “onaylıyor musun bu internetten yazdığın telgrafı” diye sordu. “Evet, tabiî ki ama yetişsin lütfen” diye ekledim. “sen merak etme, yetişir, yetişir de bir daha internetten telgraf çektiğin zaman telefonun başından ayrılma, internetten de telgraf çektiysen 141’i ara, biz de işimizi bilelim, burada iş yapıyoruz. Sizi mi arayacağız? Diye ikinci sitemini de vurguladı. Şaşkınlık içindeyim, “yahu” dedim, “benim internetten yazdığım ve gönderdiğim telgrafın sende ne işi var, maden sen çıkacaktın ve beni geri arayacaktın, ne diye internetten telgraf çektiriyorsunuz?” diye de sordum tabi. Ama karşımdaki telgraf memuru, biliyorum, onun sistemle ilgili bir etkisi yoktur ama madem o muhatabım burada söylemek geldi içimden.
Yani sizin anlayacağınız, öyle internetten telgraf çekiyorum rahatlığında olmayın, henüz sistem tam olarak oturmuş değil demek ki, internetten telgraf çektikten sonra bir de o telgrafı çektiğiniz hatlı telefonun başından ayrılmıyorsunuz. İnternetten çektiğiniz telgrafın onayını hem internetten veriyorsunuz, ama ardından da telgraf memurunun sizi aramasını ve onay talebini karşılayacaksınız. Kazara, o telefonun başında değilseniz telgrafınız gitmiyor demek ki. Böyle internetten telgraf hizmeti mi olur? Ben bunları yaşadıktan sonra o telgraf düğüne yetişti mi, yetişmedi mi daha da takip etmedim. Ha telgrafta ne mi yazdım, “ikisi erkek, ikisi de kız olmak üzere en az dört çocuk” dileklerimle mazeret beyan ettim o kadar.
Türkiye de oldukça hızlı bir değişim sürecini gerçekten yaşıyoruz, bu değişimin farkında olanlar var ama hala bu değişim sürecini anlayamayanlar da var. Kolay değil, çok geri kalmış bir ülkenin o geri kalmışlığını giderebilmek için oldukça hızlı bir süreç yaşanması lazımdı. Bunu yaşıyoruz. Aksaklıkları olacak ama bir başka gelişmiş Dünya ülkesinde internetten telgraf çekilip de ardından bu internette yaptığınız işlem için o hizmeti veren kurumdan internet dışından da bir onay mekanizmasının olduğunu sanmıyorum. Ama bizdeki değişim böyle ağır aksak ilerleyecek. Umarım buna da bir çözüm bulabilirler. Madem internetten telgraf hizmeti veriyorsunuz, o zaman bari o hizmeti verdiğiniz yere bir not düşün, internetten telgraf çektikten sonra “141”i de arayıp, onayınızı tescil ettirin diye. madem memurunuz ikinci bir onay için arayacak, o zaman da onun notunu düşün yani, böyle hizmet mi olur? Öyle değil mi ama? Bu vesileyle, başta Emrah Karakaş olmak üzere, tüm yeni evlenen çiftlere yaşamları boyunca mutluluklar diliyorum. Kalın sağlıcakla..
